Ahmet Sanver

BİZDEN ÇALINMIŞ OLAN KIBRIS RUM DEVLETİ’NİN LİDERLERİNİN VE HALKININ KIBRIS’TA BİR ANLAŞMA OLMASINI İSTEMEDİKLERİ ARTIK APAÇIK ORTADA!

Ahmet Sanver
 
 

BİZDEN ÇALINMIŞ OLAN KIBRIS RUM DEVLETİ’NİN LİDERLERİNİN VE HALKININ KIBRIS’TA BİR ANLAŞMA OLMASINI İSTEMEDİKLERİ ARTIK APAÇIK ORTADA!

 

1-RUMLAR GÖRÜŞMELERDE ZAMAN SINIRLAMASI İSTEMİYORLAR.

2-GÖRÜŞMELERDE ANLAŞMAYA VARILAN MADDELERİN AÇIKLANMASINI İSTEMİYORLAR.

3- TÜRKİYE’NİN GARANTİSİ OLMAYACAK DİYORLAR.

4-DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK OLAMAZ DİYORLAR.

5-RUMLAR DAHA  DAHA ÇOK TOPRAK İSTİYORLAR.

6-ANLAŞMANIN İLK GÜNLERİNDE TÜRK ASKERLERİ ADAYI TERKEDECEKLERMİŞ.

7-KIBRIS SÜRATLE SİLAHSIZLANDIRILACAKMIŞ.

8-KIBRIS’TA TÜRK NÜFUSU 220.000 İLE SINIRLANACAKMIŞ.

    Bu liste daha çok uzayıp gider. Cumhurbaşkanımız, görüşmeci heyetimiz, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bir çözüme varmak için iyi niyetli ama Rumların söylemleri, istemleri ve şartları hiç bitmez.

    Ayrıntılara gelirsek: Görüşmelerde zaman sınırlaması istememelerinin nedeni apaçık ortada… Görüşmeler hiç bitmesin, Türklerin sabrı tükensin, gevşesinler, teslim olsunlar.

    Görüşmelerde anlaşmaya varılan maddelerin açıklanmasını istememelerinin nedenlerinden birisi; bir bağımlılık veya yeterlilik görüntüsü vermemek ve doyumsuzluklarını devamlı kılmak. En önemlisi de, görüşmeleri yürüten liderlerinin kendi halkından korkması. Bu korku ‘Türklere taviz veren lider’ durumuna düşme korkusudur ve o lider için hayati önem taşımaktadır. Gelmiş geçmiş tüm Rum liderleri bu korkuyu yaşamıştır. Görüşmelerde mutabakata varılmış birkaç maddeciği bile açıklamak istemeyen (korkan) bir Rum liderinin GLOBAL bir anlaşmayı açıklaması beklenebilir mi? Papadopulos Annan Planı’nı imzalamış, sonra da televizyonlarında ağlayıp halkından özür dilemişti. Anastasiyadis’in niyeti ise zamana oynamak. O nedenle de ‘beşli konferans’ istemediğini baştan söylüyor.

    Rumlar Türkiye’nin garantörlüğünü istemiyorlarmış! Bize saldırmadıkları sürece garantilerin işlevsiz bir madde şeklinde kâğıt üzerinde duracağı malûmdur. Demek ki niyetleri kötüdür de garantileri istemiyorlar. Bu şeye benziyor meselâ: Her ülkenin binlerce ceza yasası var, insanlar buna karşı bir şey yapmıyor ve “Ben suç işlemeyeceğime göre istedikleri kadar ceza yasası olsun” diyorlar, değil mi? Rumlar da “Madem ki Türkler bizden korkuyorlar, biz de onlara bir şey yapmayacağımıza göre bu garantiler maddesi de orada olsun, ne olur yani?” diyemezler mi? kesinlikle diyemezlermiş!

    Dönüşümlü başkanlık olmazmış! Bir Türk’ün Kıbrıs Cumhurbaşkanı olması hiç olur mu? Ölürler de olmaz!

    Anlaşmalar sonucunda Rumlara daha daha çok toprak verilecek ki Türklere yaşayacak yer kalmasın. Halkımızın yarısı da dördüncü defa göçmen olsun. İsterlerse Rum tarafındaki yıkılmış evlerine gitsinler. Beğenmeyen Türkiye’ye gitsin.

    Emellerine ulaşabilmeleri için Türk askerleri Ada’yı süratle terk edecek. Nasıl olsa biz öldürülürken seyredecek BM veya AB askerleri olacak.

    Kıbrıs silahsızlandırılacak. Bundan kastedilen Türklerin silahlarıdır. Rumlar zaten silahsızlanamazlar. Yakın zamanda anlaşma olma olasılığına rağmen sipariş ettikleri silahları daha yeni yeni teslim alıyorlar. Bunların hesabı nasıl yapılacak? Evlerindeki 80.000 otomatik silahın daha şimdiden yarısının kaybolduğu beyan edilmiştir. Halen yaşanmakta olan 3. Dünya Savaşı’nın ortasında silahsız bir Kıbrıs’ın varlığını düşünebilir misiniz?

    Bir de nüfusumuz sabitlenecekmiş. Eh, müjdeler olsun. Herhalde kadınlarımız için bekâret kemerlerini hazırlamaya başladılar. Olmaz ise. Rumların hatırı için erkeklerimizi hadım ederiz! Yeter ki şu anda yarısı yabancı olan Çalınmış Rum Cumhuriyeti’nin nüfusuna yanaşmayalım.    

 AHMET SANVER                                                                                             Beşparmak Düşünce Grubu Üyesi

 

         İKİ AY SONRA KIBRIS’TA ANLAŞMA OLACAK!

    “Bu yılsonunda Kıbrıs’ta çözüm olacak.” Bu tümceyi Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı yıl boyunca kullandı. O, böyle söylerken dürüst, samimi ve inançlı idi.

    Çalınmış Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiyadis ise yıl boyunca “Yılsonuna kadar anlaşma zor olur, Türklerden daha çok taviz almalıyız, Türkiye devreye girmeli, Garantileri istemeyiz, Türk ordusunu istemeyiz, Türkiyelileri da istemeyiz” deyip durdu.

    Cumhurbaşkanımızı isyan ettirmek için yapmadığını bırakmadı. Sayın Akıncı bu taktiklerin farkında. Prim vermiyor, oyuna gelip görüşme masasından kalkan taraf da olmak istemiyor. Doğrusu büyük bir sabır ile idare etmeye çalışıyor, başarılı da oluyor.

    Yabancı ülkeler, Kıbrıs’ta çözüm isteyen tarafın yalnız Türkler olduğunu anlamıştır. Fakat Rumlara bir şey söyleyemiyorlar. Çünkü Rumlar, %30’u bizim olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni bizden çaldılar. Batılılar da bu duruma göz yumdular. O çalınmış devleti Avrupa Birliği’ne de aldılar. Rumları o kadar çok güçlendirdiler ki onlara bir şey diyemiyorlar. İstenenler hep bizden.

    Rica falan derken Anastasiyadis de sorumluluk hissedip çözüm ister rolü oynuyor. Ne olduysa, geçen haftadan itibaren, “Bu iş tamamdır, kasım ayı ortalarında İsviçre’ye gidip, toprak konusunu da bitirip geleceyiz” demeye başladı.

    Şimdi bakınız; Anastasiyadis İsviçre’ye gitmeyecek. Giderse de ‘uyur-gezer’ rolü yapıp, dolaşıp gelecek. Yani çözüm istemez görüntüsü vermemek için elinden geleni yapacak.  2016 yılını atlatıp seçimlerine hazırlanmaya başlayacak.

    Rum lideri çözüm istemiş olsa idi Ulusal Konsey’lerini bu işin içine katmazdı. Muhtemel bir anlaşmayı bu konseyin onayından geçireceğini halkına kendisi söylemiştir. Sorumluluktan kurtulmak için bu kararı vermiştir. Rum Ulusal Konseyi’nin katılımı ile bir anlaşmanın olmasının olanaksız olduğun herkes biliyor! Bu Ulusal Konsey bize yalnız ve yalnız Girne’deki Yılan Ada’cığının verilmesini bile onaylamaz. O nedenle Anastasiyadis rahattır. Bu işi 40 yıl daha sürdürebilir.

    Avrupalı yetkililer de ne demiş? Madem ki Doğu ve Batı Almanya birleşebildi biz hayda hayda birleşebilirmişiz. Efendiler, onlar iki bloğun ayırdığı dili, dini, ırkı aynı, hatta akraba bile olan insanlar. Ha de biz hatırları için dilimizi, dinimizi değişelim, katliamları nasıl unutacağız?   

     Bir de çözümden sonra bizim tarafa gelecek yabancı işçileri, yabancı öğrencileri onlar sayacakmış. Haksız da değiller yanı başımızdaki 100 milyonluk nüfus nedeni ile 5-10 sene içinde Kıbrıs’taki Türk nüfus Rum nüfustan daha çok olacaktır, bu da kaçınılmazdır.                                    

 

 AHMET SANVER

                                                                                                   

 

 

 

 

 

 

         “KIBRISLI TÜRKLERİN TÜRKİYE’NİN GARANTİSİNE İHTİYACI YOKTUR”

    Federika Mogherini, Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi… Başlığımızdaki tümceyi söyleyen de O. Neymiş? Avrupa Birliği var iken Türkiye’nin garantisine gerek yokmuş.

    Medyadaki görüntüsüne bakılırsa Sayın Mogherini genç bir hanım. Sanıyorum okuma alışkanlığı da yok… Özetle, Kıbrıs’ın gelmişini, geçmişini, eskiden buralarda neler yaşandığını bilmiyor. O zaman anlatmak da bize düşüyor…

Sayın Mogherini:

    Bu ülkede Kıbrıslı Türkler, 1950 yılından bu yana Rumlar tarafından saldırıya uğradılar. İki bin kişisi öldürüldü. Bir o kadarı da yaralandı, sakat kaldı. Binlerce kişisi perişan oldu. On binlerce kişisi göçmen oldu. Taşınır ve taşınmaz malları yağmalandı. Bu olaylar, pek çoğu Avrupa Birliği üyesi olan ülkelerin askerleri önünde oldu. Neden oldu? Elenlerin Megali İdeası ve onun önemli bir maddesi olan Enosis için. Bugüne geldik, Rumların bu büyük idealleri gerçekleşmedi. Yani devamı var…

    Gelelim sizin Avrupa Birliğinize: Birliğiniz, bizim de %30 ortağı olduğumuz Kıbrıs Cumhuriyeti’ni elimizden alıp Rumlara verdi. Sonra da o Çalınmış Rum Cumhuriyeti’ni içinize tam üye yaptınız. “Biz uluslararası hukukun simgesiyiz” diyerek, nüfusunun dörtte biri Türk olan ama içinde bir tek Türk bile olmayan, Çalınmış Rum Cumhuriyeti ile ortaklık yapıyorsunuz, bize de ambargo uyguluyorsunuz.

    Sayın Mogherini, Rumların anlaşma yapmaya niyetleri yok. Onların istediği Türklerin kontrolündeki Kıbrıs topraklarına sahip olacak konjonktürü yaratmak. Sizler Çalınmış Rum Cumhuriyeti’ni içinize tam üye yapmakla çözüm umutlarının tüm kapılarını kapattınız, kilitlediniz. Bu ülkede çözüm yoksa bunun müsebbibi başta Avrupa Birliği’dir sonra da Rumlar.

    O nedenle Avrupa Birliği bizi sıkıştırmaktan vazgeçip preslerini Rumlar yönüne çevirmelidir. Çok övünülen hukuk, hak ve demokrasi bunu gerektirir. Kıbrıslı Türkleri aşağılayan, enayi, ahmak yerine koyan tuhaf ve taraflı beyanlarla Rumlar şımartılmaya devam edilirse Kıbrıs’ta çözüm hayal olur.

    Çözümün anahtarı mazlumlarda değil, Avrupa Birliği’nde ve Yunanlılardadır.

                                                                                AHMET SANVER      

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
10 Kasım 2016 Perşembe 16:54
Okunma: 3824
 

(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
2017 yılı içerisinde bir erken seçim olmalı mı?
Evet
Hayır
Krarasızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)
 
Devlet Piyangosu